Dr. Melike Belkıs Aydın ile Dr. Barış Işık’ın sözleşmelerinin yenilenmemesi ile ilgili açıklamamız

BASINA VE KAMUOYUNA

Son dönemde Anadolu Üniversitesi’nde ve Hukuk Fakültesi özelinde yaşanan gelişmeleri kaygıyla takip ediyoruz. Dr. Melike Belkıs Aydın ile Dr. Barış Işık’ın sözleşmelerinin yenilenmediğini üzülerek öğrenmiş bulunuyoruz. Akademik liyakatlerinden kimsenin kuşku duyamayacağı dostlarımızın maruz bırakıldıkları muamele bizi üzmekle birlikte, şaşırtmadı. Zira Türkiye tarihinin en büyük akademik tasfiye operasyonunun ha denilince sona ermeyeceğini biliyor, artık gerçek bir üniversiteyle pek az benzer yanı kalmış kurumlardaki dostlarımızdan böyle haberler gelebileceğini düşünüyorduk. İlk haberlerin daima yan yana olmaktan gurur duyduğumuz, içinde bulundukları kurumun biraz da olsa üniversiteye benzemesini sağlamış olan dostlarımız Melike Belkıs ve Barış’tan gelmesi de bizim için şaşırtıcı olmadı.

Melike Belkıs’ın ve Barış’ın maruz bırakıldıkları muamelenin iki yanıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz:
Birincisi, dostlarımızın sözleşmelerinin yenilenmemesi işlemi, hiç kuşku yok ki, bizlerin de muhatabı olduğu akademik tasfiye sürecinin bir devamıdır. Bir kısmımızın OHAL KHK’leri, bir kısmımızın sözleşme yenilememe işlemleriyle akademi dışında bırakılmış olmamız kafa karışıklığı yaratmasın: Hepsinin ardında üniversiteden, bilimden, akademiden, özgür düşünceden öç almaya çalışan aynı irade söz konusudur. Bu iradenin şu veya bu idareci eliyle, şu veya bu hukuki işlem türüyle hayat bulmuş olması içeriğini ve sonucu değiştirmiyor.

Bu anlamda, isimleri değişmiş olsa da bizleri birkaç yıl öncesinden tasfiye eden idarecilerle bugünküler arasında bir halef-selef ilişkisi bulunuyor. Birkaç yıl önce gerek kişisel ikballeri uğruna gerekse bizatihi kendileri özgür düşünceye karşı oldukları için bizleri KHK’lerle akademi dışına atmaya çalışan o günün idarecileri, işlevlerini tamamladıkları için bir kenara atılmış olmaları dolayısıyla yerlerine gelenlerin yaptıklarını öne sürerek kendilerini aklamaya çalışmasınlar. Üniversitenin bugün içerisinde bulunduğu duruma adım adım ilerleyişinde oynadıkları rolü ve işlevi unutturamazlar. Nitekim, dünküler ile bugünkülerin uyguladıkları yöntemler, kullandıkları ifadeler bile birbirini kopyalıyor. İlk önce sözleşme yenilememe, bahanesi olsun diye sonradan soruşturma açma, neler oluyor diyen olursa “bilmediğiniz şeyler var” diye gizem yaratma… Halihazırda eksik kalan tek husus, arkadaşlarımız hakkında bir KHK çıkaramamış olmalarıdır. Kimse kendisini kandırmasın, üniversitelerde adı konulmamış OHAL’in devam edişine tanıklık ediyoruz.

İkinci olarak ise, daha dar anlamda, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde özel bir operasyon sürdürülmeye çalışıldığı da anlaşılıyor. OHAL sürecinde ağır yara alan fakülte özelinde âdeta üniversitenin geneli ıslah edilmeye çalışılıyor. Fakültenin mevcut yönetiminin kurumdaki varlığı en eski iki buçuk yıl öncesine dayanıyor. Türkiye’deki hukuk fakülteleri arasında, kısa süre içerisinde akademik anlamda hatırı sayılır bir konum elde etmiş olan fakültenin dekanının kadroya “hile” ile atandığını kamuoyuna yansıyan haber ve yazılardan takip ediyoruz. Nihayet en son sözleşmesi yenilenmeyen Dr. Melike Belkıs Aydın’ın anabilim dalı olan Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi dersleri için İlahiyat Fakültesi’nden bir profesör getirilmiş olması, üniversiteye idareci olarak taşınan “yeni” kadronun nasıl bir gündemi olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Eskisiyle “yenisiyle” üniversitelerin atanmış idarecilerinin akıl insan bilim doğa toplum karşıtı “gündemleri” ne olursa olsun, üç yıldır yeni bir hayatın, yeni bir akademinin de çatlakları doldurduğunu hatırlatmak isteriz. İçinde unvan, hiyerarşi, makam, iktidar, menfaat olmayan okullar ve akademiler bilimsel bilgi üretiminin ve paylaşımının gerçek zeminini kurmayı sürdürüyor. Melike Belkıs ve Barış’ın bu üretimin bir parçası olduklarını biliyoruz. Varlıkları bize güç ve umut veriyor. Dostlarımızla yan yana, omuz omuzayız; kamuoyunun bilgisine sunarız.

Eskişehir Okulu

Kategoriler: Genel