Dr. Meral GÜRBÜZ

Modern çalışma yaşamının problemli bir alanı olarak karşımıza çıkan işyerinde yıldırma, dilimize mobbing, psikolojik taciz, bezdiri, yıldırma gibi farklı isimlerle yerleşmiştir. İşyerinde yıldırma, hedef seçilmiş kişinin (çalışanın) özgüvenine ve kişilik değerlerine yönelik kasıtlı bir saldırı sürecini ifade eder. Bu süreç, kişinin, saygısız ve zararlı bir takım davranışların hedefi olmasıyla başlayıp; söz konusu saldırının süreklilik kazanmış bir sıklıkta tekrarlanmasıyla devam eder. Sistematik bir şekilde uygulanan her türlü kötü muamele, tehdit, şiddet, aşağılama, dışlama ve iletişimin reddi gibi davranışlar bütününü işyerinde yıldırma kapsamında değerlendirmek mümkündür. Kişinin işinden ayrılmak zorunda kalmasına kadar giden bu sürecin tarafları, yıldırma davranışlarını uygulayan fail ile bunlara maruz kalan kişi (mağdur) ve aynı işyerinde çalışarak sürecin yansımalarını yaşayan izleyicilerdir.

Sosyal, kurumsal veya kişisel nedenler, işyerinde yıldırma davranışlarına zemin hazırlayabilmektedir. Sürece yayılan ve kişiliği hedef alan saldırıların, mağdurun fiziksel ve psikolojik sağlığı başta olmak üzere, sosyal yaşamı ve iş yaşamı üzerindeki olumsuz etkileri de kaçınılmazdır. Bu anlamda, bir hukuksal korunma ihtiyacı da kendini göstermektedir. Bu sunuda, konuya ilişkin ulusal mevzuat ve uluslararası belgeler incelenerek, söz konusu hukuksal korunma için bir zemin ve çerçeve oluşturulmaya çalışılacak; mağdurun başvurabileceği hukuksal mekanizmalar tespit edilecektir.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir